Müslüman Coğrafyada İşgal ve Yeni Sömürgecilik

Yıl:9 Sayı: 34 (Nisan - Mayıs - Haziran)

Müslüman Coğrafyada İşgal ve Yeni Sömürgecilik

Editörden
Amerika’nın İsrail güdümlü olarak İran’a saldırısı gerek bölge gerekse dünya ölçeğinde daha önceki tartışma, soru ve problemleri yeniden kuvvetli bir şekilde gündeme getirmiştir. Öncelikle dünyada meydana gelen değişimler ile sosyal, ekonomik, kültürel problem ve çatışmaların sonuçladığı belirsizlikler ve yeni düzen arayışları belirginleşmiştir. Diğer yandan müslümanların yoğun olarak yaşadıkları coğrafya olan Ortadoğu’daki çatışma ve karmaşa ile Filistin merkezli olarak devam eden Müslümanlara yönelik ileri boyutlu saldırılar da farklı sorular eşliğinde konuşulmaya devam etmektedir.
Post/modern dünya bir kuralsızlığa doğru evrilen “ara dönem”de bulunmaktadır. Modernite büyük iddialarla kendi parametrelerinin ve bunlar etrafında oluşan metin ve değerlerin insan evrenselliğini yakaladığını düşünerek yoluna devam etti. Ancak bugün gelinen noktada, bu değer ve metinlerin dünyanın sorunlarını çözebilme kapasitesi düşerek bir kriz kendisini göstermiştir. Bunun en bariz göstergesi Aydınlanma felsefesinden başlayarak insan haklarına kadar batılı değerlerin iş görememesi; bununla birlikte dünyanın kuralsızlık ve otoriterliğe doğru hızla savrulmasıdır. İşin önemli yanı “tekno-feodal” yani sistemin ağası olarak davranan Amerika’nın bu kuralsızlık ve otoriterliğin başını çekiyor oluşudur. Bu ise “Batı” şeklinde toptanlaştıracağımız bir perspektifin yeniden sorgulanması zorunluluğunu birlikte getirmektedir.
Amerika’nın İsrail’le birlikte kurmaya çalıştığı bu ağalık düzenine göre dünyanın yeniden bir düzene girmesi arzu edilmektedir ki, bunun sonuçları şimdiden görüldüğü üzere diğer devletlerin de kuralsızlık ve otoriterliğe savrulmasıdır. Amerika ve İsrail Müslüman coğrafyadaki ülkelere öncelikle bu düzene uymaları noktasında baskı yapmakta, gerekirse çatışma çıkarmakta ve bu coğrafyada meydana gelebilecek muhtelif dirençleri de bastırmayı hedeflemektedir. ”Mutlak Uyum Düzeni”ne doğru giden bu süreçte, tüm müslüman ülkelerin koşulsuz itaati istenmektedir. Doğrusu bu, belirli oranda gerçekleşmiş görünmektedir.
Aslında Amerika’nın İsrail’le birlikte İran’a saldırısını bu bütüncüllük içinde ve yeni dünya düzeni ekseninde okumak gerekir. Bu bağlamda bu savaş, sadece İran’a yöneltilmiş bir tehdit değildir. Diğer yandan özelde müslüman dünyaya yöneltilmiş sömürü ve işgaller birkaç yüzyıldır tecrübe edilmektedir. Esasen bu tekno-feodal düzeni, tüm dünya insanını etkisi altına alarak yeni sömürgecilik biçimini pekiştirmeye yönelik kuvvetli adımlar olarak görmek gerekir. Bu minvalde yapısal krize giren kapitalizm, dünyada ciddi gelir dağılımı adaletsizliği, servet transferlerinin başta müslüman ülkeler olmak üzere oluşturduğu derin sorunlar otoriterlik ile aşılmaya çalışılmaktadır.
Diğer yandan birkaç yüzyıldır devam eden işgal ve sömürülerin ardından İslam dünyasının sormaya devam ettiği ümmet olma, birlik, sömürüye direnme gibi sorular hala aktüeldir. Amerika ve İsrail’in bölgede pervasızca hareketleri ve saldırıları, İran ile birlikte Müslümanların geleceği ve dünya düzeni konusunda yeni sorular ve tartışmaları beraberinde getirmektedir. İran gibi bir ülkeye yapılan saldırı üzerinden tüm bu soru(n)ların yeniden tartışılması bir zorunluluktur.
Bu zihni arka plandan hareket ederek Yetkin Düşünce dergisi 2026 yılının 34. Sayısını “Müslüman Coğrafyada İşgal ve Yeni Sömürgecilik” konusuna ayırmıştır. Bu minvalde dosya konusuna Mustafa Tekin, Muhammet Özdemir, Ahmet Keleş, M. Yaşar Soyalan, Kadir Canatan, Ali Öner, Muhammed Usame Karadeniz, M. Muhtar Şankıti, Emrullah Zorlu, Murat Çinici katkıda bulunmuştur. Dosya dışı konularda Cevdet Işık ve Esat Arslan’ın yazılarını bulacaksınız.
Söyleşi bölümünde üç konuğumuzun fikirlerini okuyacaksınız; M. Muhtar Şankıti, Zekeriya Kurşun ve Cengiz Tomar. Kültür-Sanat bölümünde Muhammet Çelik’in Şam üzerine bir gezi yazısı bulunmaktadır. Kitap kritiği bölümünde ise K. Tarık Şahiner, Ahmet el-Katip’in Sünnilik-Şiilik kitabının analizini yapmaktadır. Dergimizin bu sayısına katkıda bulunan tüm yazarlarımıza teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Derginiz Yetkin Düşünce Türkiye ve dünyanın meselelerini entelektüel düzeyde tartışmaya devam etmektedir. Dijitalleşmenin giderek yoğunlaştığı, entelektüel ilgilerin zayıfladığı, okuma ve tartışmaların yüzeyselleştiği, popüler sosyal medyanın bilgi ve hikmeti yüzeyselleşerek tükettiği bir zaman diliminde Yetkin Düşünce hala dirençli bir şekilde yayınına devam etmektedir. Siz okurlarımızın aidiyet ve sahipliği ile bu motivasyonumuzu devam ettirmeyi düşünmekteyiz.
Teknolojinin hızla değiştiği çağımızda artık birçok aşama çabucak geride kalmaktadır. Bu hızlı değişimi anlamlandırmak ve açıklamak geleceğe daha net bakabilmek açısından zorunludur. Bu minvalde dergimiz Yetkin Düşünce’nin 2026 yılı 3.sayısı “Yapay Zeka” konusuna ayrılmıştır. Teknik yönleriyle birlikte sosyal, siyasal, kültürel vb. farklı boyutlarıyla ele almayı düşündüğümüz yapay zeka konusuna katkılarınızı beklerken, hayırlı, sağlıklı, bereketli bir hayat temennisiyle…           
 
 Mustafa TEKİN
Genel Yayın Yönetmeni

Dosya

Müslüman Ufkunda İran ve Batı
Özet

Müslüman toplumlar Hz. Peygamber’in (SAV) irtihalinin ardından kendi dinamikleri üzerinde farklı alanlarda yükselişler gösterdiler. Bu yükseliş günleri daha sonra bir durgunluğa yerini bıraktı. Kanaatimizce İbn Haldun müslümanların yaşadıkları çok boyutlu krizin kritiğini yapan önemli bir şahsiyettir. Modern zamanlara gelinceye kadar İslam dünyası temerküz ettiği gücü kullanmaya devam etti ve bu arada Batı’da kendisini gösteren dinamikler modernite olarak ete kemiğe büründü. 1700’lü yıllardan itibaren başlayan toprak kaybı giderek hızlandı ve nihayetinde bünyesinde birçok farklı müslüman toplumu barındıran Osman Devleti yıkıldı.

...
Mustafa Tekin
Prof. Dr. / İstanbul Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi
İran ile İsrail+ABD Arasındaki Savaş Deneyiminin Müslümanlara Öğrettikleri
Özet

Bu görece kısa denemenin amacı, İran’ın 2025 yılında İsrail ile yaptığı “12 Gün Savaşı” ve 28 Şubat 2026-8 Nisan 2026 tarihleri arasında İsrail ve ABD ile yaptığı kapsamlı bölgesel “İran Savaşı”nın Müslümanlara ne öğretmesi gerektiği üzerine bazı sorunlaştırmalarda bulunmaktır. 19. yüzyıldan itibaren kayda değer ölçüde “edilgen uluslararası deneyimler”e sahip olan İslâm toplumları ve 21. yüzyılda doğrudan kalkınma girişimlerinin sonuçlarını daha az deneyimleyebilen Müslüman bireyler açısından “2026 İran Savaşı” deneyimi dünyayı, toplumları ve yaşamı anlayabilmek için çok önemli ve yeni ipuçları içermektedir. 

...
Muhammet Özdemir
Yrd. Doç. Dr. / İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi
Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi
“Öteki” Olmak-“Öteki” İle Yaşamak -İslam ve Denge Mesajı
Özet

Giriş
İran ve Amerika-İsrail arasındaki savaştan ancak çocuklarının ziyareti vasıtasıyla haberdar olmuş bir münzevi olarak bu konuda ne yazabilirim ya da yazmam ne derece doğru olur diye çok düşündüm. Ancak bazen sağlıklı bir gözlemin içeriden ziyade dışarıdan bir bakışla olabileceğini hatırladım çünkü dışarıda olmanın sağladığı perspektif çoğu zaman içerideyken elde edilemez, tabi bunun tersi de doğrudur. Sanırım Yetkin Düşünce dergisinin bu özel sayısında içeriden bakışı yansıtan çok kıymetli yazılar bulunacaktır. Bir de dışarıdan bakan -hatta dışarı bile değil vakıaya hiç bakmayan- bir akademisyenin böyle bir konuda ‘ne yazabileceğini’ örneklemek istedim. Umarım değerli okuyucularım bunu anlayışla karşılarlar. Şunun da altını çizmeliyim ki okuduğunuz metin illa da bir yazı yazayım ya da bu sayıda da bir yazım bulunsun gibi değersiz bir niyetin ürünü değildir. Tek amacım dergiye farklı bir perspektif sunabilmektir.

...
Ahmet Keleş
Prof. Dr./ Dicle Üniversitesi
Sömürgecilik Manivelası Olarak Ehl-i Sünnet -Şia Karşıtlığı Veya Mezhepçilik-
Özet

 
GİRİŞ: Yorumun/İçtihadın Mezhebe, Mezhebin Dine Dönüşümü
Üç yüz yıl önce başlayan Batı hegemonyacılığı tüm dünyada her alanda (askeri, siyasi, ekonomik, kültürel, teknolojik) devam ediyor. En yıkıcı etkileri ise Müslüman coğrafyada yaşandı, yaşanıyor. Bunun en temel nedenlerinden birisi Müslümanların hem zihni/fikri hem siyasi hem de fiziki anlamda parçalanmış olmasıdır. Bu parçalanmışlığın en net görüldüğü alanlardan birisi dini alan ve bunun mezhepçilik olarak tezahür etmesidir. Tabii bir de ulusçuluk/ milliyetçilik boyutu var ki bu iki sorun alanı birbirini beslemektedir.
 

...
Mehmet Yaşar Soyalan
Klasik Kolonyalizmden Yeni Kolonyalizme Ortadoğu: Arap Baharı Sonrası Düzen, Müdahaleler ve Bölgesel Yeniden şekillenme
Özet

Arap Baharı Sonrası Ortadoğu’yu Yeniden Düşünmek
Ortadoğu, modern tarih boyunca sadece kendi iç dinamikleriyle şekillenen bir bölge olmamıştır. Osmanlı sonrası dönemde çizilen sınırlar, manda rejimleri, petrol siyaseti, İsrail’in kuruluşu, Soğuk Savaş rekabeti ve ABD merkezli güvenlik düzeni, bölgenin siyasal kaderini derinden belirlemiştir. Ancak yirminci yüzyılın klasik kolonyal müdahale biçimleri, zamanla yerini daha karmaşık ve dolaylı müdahale biçimlerine bırakmıştır. Artık bölge ülkeleri doğrudan sömürge yönetimleri altında değildir; fakat askerî üsler, güvenlik anlaşmaları, ekonomik bağımlılıklar, uluslararası yaptırımlar, vekâlet savaşları, medya söylemleri ve diplomatik baskılar yoluyla dış güçlerin etkisine açık hale gelmişlerdir. Bu nedenle günümüz Ortadoğu’sunu anlamak için sadece klasik kolonyalizmin mirasına değil, aynı zamanda yeni kolonyalizmin işleyiş biçimlerine de bakmak gerekir.

...
Kadir Canatan
Prof. Dr./Sabahattin Zaim Üniversitesi
Sağlık Bilimleri Fakültesi
Yeni Sömürgecilik, Ontolojik İşgal ve İnsanın Tasfiyesi
Özet

“Aklımdan çıkarmamı istiyor annem
Çıkarsam tarih dersinden
Giyip de bayramlıklarımı
Gidemeyecekmişim Pazar ayinine
 
Kapa çeneni diyorum sana
Kapa çeneni,
 
Kes maymun gibi cıyaklamayı öyle
Konuşacaksan
Fransızca konuş bari
Fransa Fransızcası
Fransız Fransızcası
Fransızca Fransızcasını”[1]
 
            Sömürgecilik, klasik anlamıyla güçlü devletlerin başka toplumları askerî, siyasi ve ekonomik yollarla doğrudan kontrol altına alması olarak tanımlanır. Sömürgecilik modern dünyanın en önemli kurucu dinamiklerinden biridir ki bu dinamik ile hâlâ tüm dünya üzerinde hâkimiyetini devam ettirir. Modern devletin, emperyalizmin, kapitalizmin, uluslararası hukukun ve küresel ekonominin oluşumu, büyük ölçüde sömürgecilik süreçleriyle iç içe gelişmiştir. Ancak klasik sömürgecilik biçimlerinin çözülmesi ya da yürüyememesi, sömürünün sona erdiği anlamına gelmemelidir. Sömürgecilik döngüsü üç aşama hâlinde belirir. Bunlardan ilki; ticaret, tarım, ulaşım ve barınmayı kapsayan tamamen fiziksel ve maddi alandadır. İkinci aşama; ekonomik ilişkiler, siyasi idare, eğitim, sosyal refah ve sanayileşmeyi içeren örgütlenme ve kurumsallaşma aşamasıdır. Üçüncü aşamada ise pedagojik, sosyolojik, psikolojik ve ahlaki sorunlar ortaya çıkar.



[1] Leon-G. Damas Şairin Pigments isimli şiir kitabındaki “Hıçkırık” adlı şiirinden aktaran Frantz Fanon, Siyah Deri Beyaz Maske, Çev. Cahit Koytak, İstanbul: Seçkin Yayıncılık, s.23

...
Ali Öner
Gazze’den Tahran’a: Türkiye İslamcılığının İran İmtihanı
Özet

“Türkiye İslâmcılığı İran’a siyasî bir aktör olarak mı, mezhebî bir tehdit olarak mı, yoksa anti-emperyalist bir imkân olarak mı bakıyor?”
Türkiye İslâmcılığının İran’la teşrik-i mesaisi yalnızca bugünün jeopolitiğiyle açıklanabilecek bir mesele değildir. Aksa Tufanı (7 Ekim 2023) sonrasında yeniden görünür hâle gelen tartışmaların arkasında, yaklaşık yarım asırlık bir zihinsel, mezhebî ve siyasî hafıza bulunmaktadır. Bu hafızanın en önemli kırılma noktası ise şüphesiz 1979 İran Devrimi’dir. Ayetullah Humeynî öncülüğünde gerçekleşen İran Devrimi, İran’ın siyasî haritasını değiştiren sıradan bir iktidar değişimi değildi. O devrim, modern zamanlarda dinin yeniden tarih sahnesine çıkabileceğini gösteren sarsıcı bir kırılma anıydı. “Lâ şarkıyye lâ garbiyye, İslâmiyye İslâmiyye” (Ne Doğu, ne Batı; sadece İslâm) sloganında billurlaşan söylem, Soğuk Savaş’ın iki kutbu arasında sıkışmış dünyaya bir “üçüncü yol” iddiası sunuyordu. 

...
Muhammed Usame Karadeniz
1993 yılında Bursa’da doğdu. 2011 yılında Bursa Nilüfer Anadolu İmam Hatip Lisesi’nden, 2016 yılında Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Aynı yıl Yalova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Temel İslam Bilimleri Yüksek lisans programına yerleşti. 2017 yılında Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İslâmi İlimler Fakültesi’ne Araştırma Görevlisi olarak atandı. 2019 yılında “Muhtâr es-Sekafî’nin Görüşleri ve Şiî Fırkalara Etkisi” tezi ile yüksek lisansını tamamladı. Yine aynı yıl Bursa Uludağ Üniversitesinde Doktora programına yerleşmiş ve “1979'dan Günümüze Türkiye İslamcılarının İran-Şiî Algısı” adlı doktora tezine devam etmektedir.
Sünnilik ve Şiilik: Selâhaddin Eyyûbi’den Çıkarılacak Dersler
Yazının tamamını okumak için : Yazıyı Oku

Özet

Sünnilik ve Şiilik: Selâhaddin Eyyûbi’den Çıkarılacak Dersler
 

M. Muhtâr Şankîtî
(Çeviren: Arş. Gör. Nuran Öndeş – FSMVÜ İslami İlimler Fakültesi)
 
Bugün Irak ve bölgesinde cereyan eden mezhep eksenli çatışmalarda tarih, kusurlu ve seçmeci bir yaklaşımla araçsallaştırılmaktadır. Sünni ve Şii kesimden taassuba kapılanlar, tarihi bu kavganın ateşini harlayacak bir yakıt gibi kullanmaktadır. Karşı tarafı mutlak kötülükle yaftalayarak akli ve şerî hiçbir dayanağı bulunmayan kanlı cinayetlerini haklı göstermeye çabalamaktadırlar. Nitekim bazı Şiilerin nazarında Ehl-i Sünnet mensupları Ehl-i Beyt düşmanı, Vehhâbiler ve Nâsıbîler olarak görülmektedir. Bu bakış açısına göre hicri birinci asırda Ehl-i Beyt’in maruz kaldığı katliamların intikamı Ehl-i Sünnet’ten muhakkak surette alınmalıdır.

...
Muhammed Muhtar Şankıti
Prof. Dr. Muhammed Muhtar Şankıti, Moritanyalı yazar/düşünür...
Akıllı Kafes Ya Da Dijital Sömürgecilik
Özet

Giriş: Silikon Parmaklıklar Çağında İnsan
Sömürgecilik hiçbir zaman yalnız toprak meselesi olmadı. Toprak işgal edildiğinde sınırlar değişir, fakat zihin işgal edildiğinde insanın dünyayı anlama biçimi değişir. Modern çağın büyük kırılması burada başladı. Önce madenler, limanlar, yollar, pazarlar ve ordular üzerinden kurulan tahakküm, zamanla okullara, dillere, kavramlara ve bilgi üretim merkezlerine taşındı. Bugün aynı süreç daha sessiz, daha hızlı ve daha görünmez bir biçimde dijital altyapılar üzerinden işliyor. Artık bir ülkeyi yönetmek için her zaman asker göndermek gerekmiyor. Onun verisini almak, dikkatini yönlendirmek, gündemini belirlemek, arama sonuçlarını düzenlemek ve hakikate ulaşma yollarını filtrelemek çoğu zaman yeterli oluyor.

...
Emrullah Zorlu
İslam Coğrafyasında Dijital Sömürgecilik ve Zihinsel Egemenliğin Yeniden İnşası
Özet

İslam coğrafyası üzerindeki sömürgecilik faaliyetleri, tarihsel bir süreklilik arz etmekle birlikte yöntem ve araçlar bakımından radikal bir dönüşüm geçirmiştir. On dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda toprakların işgali, hammadde kaynaklarının gaspı ve askeri garnizonların tesisiyle karakterize edilen geleneksel sömürgecilik, günümüzde yerini sınırların şeffaflaştığı, işgalin ise doğrudan insan zihnine ve veriye yöneldiği dijital bir kuşatmaya bırakmıştır. Bu yeni sömürgecilik biçimi, fiziksel bir dirençle karşılaşma riskini minimize ederken, bireylerin ve toplumların bilinçaltını algoritmalar vasıtasıyla şekillendirerek tahakkümü kalıcı ve "gönüllü" hale getirmektedir. Edward Said’in klasik oryantalizm eleştirisinden Walter Mignolo’nun dekolonyal seçeneklerine, Byung-Chul Han’ın psikopolitika analizinden Erich Fromm’un varoluşçu modernite eleştirisine uzanan bu geniş kuramsal yelpaze, İslam dünyasının karşı karşıya olduğu tehdidin boyutlarını ve bu kuşatmadan çıkışın imkanlarını anlamak için hayati önem taşır.

...
Murat Çinici

Dosya Dışı

Bilgi, Bilinç ve Eylem I
Özet

-1-
Varlık, varoluş ve özellikle insani bağlam dikkate alındığında varlıksal duruş, hiç şüphesiz hayati önemi olan konulardır. Burada ‘hayati önem’ vurgusu yaptığımıza göre ister istemez bu konulara daha bir sorgulayıcı dikkatle bakmamız ve bu şekilde düşünsel bir yolculuk yapmamız icap edecektir. O halde şu soruyla yavaş yavaş bu yolculuğumuzu başlatalım: ‘Hayati önem’ derken nasıl bir ruh halini söz konusu ediyoruz? Şöyle ki edimsel anlamda adeta bütün hücrelerimizle uyanık bir bilincin eşlik ettiği bir duyarlılıkla kuşatılmış olmayı gerektiren bir ruh halini söz konusu ediyoruz. Tam olarak ‘hayati önem’ derken altı çizilmesi gereken husus bu ruh hali olmaktadır. Bu ruh haliyle insan, insanın insanlığını yok eden yanlış tutum ve davranışlara karşı bir nevi tedbir almış olur. Böylece aslında yapılan şey bir seviyenin de ifadesi olan insani bağlamın korunup kollanmasıdır.

...
Cevdet IŞIK
Heidegger’den Bediüzzaman’a Metafizik Bir Yolculuk
Özet

 Bismillahirrahmanirrahim

  1.  
Bu mütevazı denemenin birbirinden kısmen bağımsız üç meselesi var: (1) Heidegger’i Tanrı’ya ve ahirete inanan ve sadece insanın değil evrenin büyük sorunlarıyla boğuşan bir metafizikçi olarak resmetmek, (2) Heidegger’in Spinoza, Kant, Hegel ve Bergson gibi düşünürlere olan kendi itiraf etmediği borcunu ortaya çıkarmak ve (3) İslam geleneğinden gelen Bediüzzaman’ı Heidegger’in temel vukufuna vakıf ve Batı düşüncesiyle diyalog hakkında okunabilecek ciddi bir düşünür olarak açığa çıkarmak. Kısa konuşursak Heidegger’i ve Bediüzzaman’ı daha önce defalarca okumuş olsa bile okura her iki düşünürü taze bir biçimde sevdirmek ve Batı ve Doğu arasında bir diyalog başlatmaktır bu makalenin meselesi.

...
Esat Arslan

Söyleşi

Meşruiyet, Direniş ve Stratejik İrade: İslam Dünyasında Ortak Gelecek Arayışı
Özet

M. MUHTAR ŞANKITÎ İLE SÖYLEŞİ:
 
Sorular: Latif KINATAŞ & Dr. Süleyman GÜMÜŞ
Söyleşi ve Çeviri: Dr. Muhammet ÇELİK
 

  1. Bu sayıda İslam coğrafyasındaki çatışmalarla birlikte, bunun arkasındaki küresel işgali ve yeni kolonyalizmi konuşmak istiyoruz, sizce nasıl başlamalı ve ilerlemeliyiz? İsterseniz 7 Ekim’den başlayarak genişleyen ve şiddeti artan İsrail işgal ve saldırılarının bugünkü Körfez krizine kadar devam edişini, gelinen noktayı ve geleceğe dair oluşabilecek panoramayı çizelim, ne dersiniz?
  • Bu değerli söyleşiye davetinizden dolayı sizlere en derin şükranlarımı sunuyorum. Askerî araştırmalar alanındaki uzmanlar, her savaşın hem amaçlanan hem de amaçlanmayan sonuçları olduğunu belirtirler. Hatta bazı savaşlarda, amaçlanmayan sonuçların etkisi, başlangıçta hedeflenenlerden çok daha azametli ve derin olabilmektedir. Görünen o ki Aksa Tufanı da bu tür savaşlara dahildir.

...
Muhammed Muhtar Şankıti
Prof. Dr. Muhammed Muhtar Şankıti, Moritanyalı yazar/düşünür...
“Ortak Kavram Yoksa Ortak Tavır da Yoktur.”
Özet

Prof. Dr. Zekeriya Kurşun ile Söyleşi
 
İşgal ve yeni sömürgecilik kavramları bugün çoğu zaman iç içe kullanılıyor. Sizce bu iki kavram arasında nasıl bir ayırım yapmak gerekir?
Sömürgecilik 19. yüzyılda ortaya çıkan Avrupa merkezli bir harekettir. Bu hareket aslında başlangıçta hemen doğrudan işgali de öngörmüyordu. Önce bölgeleri tanıma, oranın kaynaklarını bilme, potansiyelini anlama yönüyle büyük ölçüde bir keşif hareketi olarak ortaya çıkmıştı. Arkasından da gerek Avrupa’daki iş birlikleri, paylaşım planları gerekse işgal edilebilecek alanların üzerinde bir takım askeri planlamalar yapmak suretiyle öncelikli olarak zayıf, direniş gücü olmayan alanları seçerek başlayan bir süreçti. Bu durum Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra maalesef uluslararası sistemin de tamamen meşrulaştırdığı bir kolonyalist harekete dönüşmüştür.

...
Zekeriya Kurşun
“Asıl Tehlike, Zihinlerin Sömürgeleştirilmesidir.”
Özet

Prof. Dr. Cengiz TOMAR ile Söyleşi
 
Sayın Hocam, “işgal” ve “yeni sömürgecilik” kavramları bugün çoğu zaman iç içe kullanılıyor. Sizce bu iki kavram arasında nasıl bir ayrım yapmak gerekir? Hangi noktada doğrudan işgalden, hangi noktada ise askerî görünürlüğü azalmış ama etkisi derinleşmiş bir sömürgecilik düzeninden söz ederiz?
İşgal dediğimizde aslında askerî bir terimden söz ediyoruz. Fiilen bir yeri askerî olarak ele geçirmek anlamına geliyor. Bu belirli bir süre devam edebilir, sonra iskâna da dönüşebilir. Bugün bunun en açık örneklerinden biri Filistin’in İsrail tarafından işgal edilmesidir. Burada askerî ve siyasi anlamda çok net bir durum var.

...
Cengiz Tomar

Gezi Notları

Hürriyetle Aydınlanır Şam Akşamları
Özet

Uçak Dımaşk havalimanına indiğinde amcanın biri ayağa kalkıp mealen şöyle dedi: “Herkese geçmiş olsun. Kavuşturana hamdolsun! Özellikle de benim gibi on beş sene sonra ülkesine dönenler. Ne mutlu bize!” Adam umut ve heyecanını tüm yolculara dağıttı. Her ne kadar alkış sesi kopmadıysa da, yolcular gülümseyişleriyle alkışladılar amcayı. Kapının açılışı beklenirken, arka ve ön koltuklardan elhamdülillah sesleri geliyordu. İniyoruz. Her gün yeni dönüşler oluyor Dımaşk’a belli ki. “Gelen yolcu karşılama salonu” adeta bir miting alanı gibi kalabalık. Yüzlerce kişi ellerinde demet demet çiçeklerle Dımaşk’a yıllar sonra dönen akrabalarını bekliyorlar. İlk kez bir hava limanının “gelen yolcu karşılama salonu”nu bu kadar kalabalık ve bu kadar çiçekli görüyorum. Hava güneşli, gelen yolcular sevinç gözyaşları ve çiçek kokularıyla yıkanıyor sadece. Bazıları “burada olduğuma inanamıyorum” diyor. Ebu Faris ise “sizin burada olduğunuza inanamıyorum” diyerek karşılıyor bizleri.

 

...
Muhammet Çelik
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

Kitap Kritikleri

Nedenleri Tarihte Kalmış Siyasi Ayrılık - SÜNNİLİK ŞİİLİK - İSLAM BİRLİĞİ Ahmet El Katip
Özet

      Ahmet el-Katip’in ilk olarak 2006 yılında yayınladığı eseri, Muhammed el-Muhtar eş-Şankıtî’nin Müslümanlar arasındaki ayrılıklara çözüm aramak üzere el-Kâtip’e yaptığı davet sonucunda ortaya çıkmıştır. El-Katip, Müslüman coğrafyadaki iki büyük topluluğu incelemek üzere kendisine yapılan davete icabet ederek metni bitirdiğinde Şankıtî’ye arz ettiğini ve onun katkılarıyla ortak bir yayın yapmayı beklerken Şankıtî’den dönüş alamaması nedeniyle kendi bölümünü yayınlama kararı aldığını ifade etmektedir (s.12). Bu süreçte 1993 yılında İslami Araştırmalar Vakfı’nın merhum Prof. Dr. Ali Özek (1932-2021) başkanlığında düzenlediği “Tarihte ve Günümüzde Şiilik Uluslararası Konferansı”[1] kapsamında yayınlanan Sünni ve Şii alimlerin tebliğlerini inceleyerek ilgili tartışmalara eserin birinci bölümünde cevap vermiştir. Eserin ikinci bölümünde Sünni ve Şiiler arasında yaşanan tarihsel ve siyasi ayrılıklara yer vermiştir. Son bölümde ise Sünni ve Şiiler arasındaki mesafenin birlik yolunda nasıl aşılabileceğine dair görüşlerini arz etmiştir.



[1] Yazarın ifadeleri yukarıda aktarılırken, İSAM’ın internet sitesinde söz konusu sempozyumun 13-15 Şubat 1993 tarihinde Prof. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı başkanlığında “Milletlerarası Tarihte ve Günümüzde Şiilik Sempozyumu” ismiyle gerçekleştirildiği ve 1994 yılında “Tarihte ve Günümüzde Şiilik (Özet)” ismiyle neşredildiği ifade edilmektedir.
Bkz:https://www.isav.org.tr/milletlerarasi_tartismali_ilmi_toplantilar_dizisi/2-tarihte_ve_gunumuzde_siilik

...
Kerem Tarık Şahiner
breitling chronographe etanche 50m a68062 no 1111 price omega dark side of the moon copy uk replica watches steve mcqueen watch auction tag heuer carrera calibre 16 leather strap replica watches uk omega seamaster nato strap rado first copy watches in ahmedabad swiss replica watches hello rolex reviews rado tan boots fake watches
İLİMYURDU Yayıncılık ve Eğitim Hiz. Ltd. Şti.
Adres : Molla Gurani Mah. Akkoyunlu Sk.
            No: 36 Fındıkzade Fatih / İstanbul
Tel      : 0212 533 05 35
Mail    : info@yetkindusunce.com
Tüm Hakları İlim Yurdu Yayıncılık’a aittir. Kaynak belirtilmeden hiçbir içerik kopyalanamaz. | Tasarım & Yazılım: Dizayn Sanat